Super User

Super User

Çarşamba, 10 Şubat 2021 18:49

Üç Gram Erdem Beş Gram Ahlak

Üç Gram Erdem Beş Gram Ahlak

Zamanın bir yerinde “politik olmak” terimi, sadece politikacıların kullandığı veya uyguladığı bir eylem olabilir. Ama artık hayatın her yerinde politik davranan, davranmak zorunda bırakılan insanların nefes almaya çalıştığı bir toplum düzeninde yuvarlanıp gidiyoruz.

Özgür olduğunu iddia eden birkaç amatör oyuncudan hiçbir farkımız olmadığı halde düzene dahil olmaya çalışıyoruz.

Peki, “ÖZGÜR” müyüz?

ERDEM, sadece bir erkek isminden mi ibaret?

Peki ya MERT?

Özden kaç parça daha kaybedeceğiz?

İşte burada, yazarımızın alışılagelmiş üslubuyla sürekli sataştığı Bayan Editör olarak devralıyorum sözü. Elinizde tuttuğunuz kitap, hayatınıza veya çevrenize dair sorularınıza cevap vermek yerine, onlara yenilerini ekleyecek ve sorgulama arzunuzu ateşleyecek bir kitap. O nedenle birçok cümle, soru işaretiyle bitmekte; diğer birçoğu ise şeffaf mürekkeplerle satır aralarında gizlenmekte…

KİTABI ALMAK İÇİN....

PERSEUS YAYINEVİ

Çarşamba, 10 Şubat 2021 18:49

Üç Gram Erdem Beş Gram Ahlak

YENİ KİTABIMIZ RAFLARDA...

Üç Gram Erdem Beş Gram Ahlak

Zamanın bir yerinde “politik olmak” terimi, sadece politikacıların kullandığı veya uyguladığı bir eylem olabilir. Ama artık hayatın her yerinde politik davranan, davranmak zorunda bırakılan insanların nefes almaya çalıştığı bir toplum düzeninde yuvarlanıp gidiyoruz.

Özgür olduğunu iddia eden birkaç amatör oyuncudan hiçbir farkımız olmadığı halde düzene dahil olmaya çalışıyoruz.

Peki, “ÖZGÜR” müyüz?

ERDEM, sadece bir erkek isminden mi ibaret?

Peki ya MERT?

Özden kaç parça daha kaybedeceğiz?

İşte burada, yazarımızın alışılagelmiş üslubuyla sürekli sataştığı Bayan Editör olarak devralıyorum sözü. Elinizde tuttuğunuz kitap, hayatınıza veya çevrenize dair sorularınıza cevap vermek yerine, onlara yenilerini ekleyecek ve sorgulama arzunuzu ateşleyecek bir kitap. O nedenle birçok cümle, soru işaretiyle bitmekte; diğer birçoğu ise şeffaf mürekkeplerle satır aralarında gizlenmekte…

Perşembe, 07 Ocak 2021 08:03

SANKİ İKİ MEYHANE BİTİRMİŞTİLER…

YENİ KİTABIMIZ RAFLARDA...

SANKİ İKİ MEYHANE BİTİRMİŞTİLER 

 

  • "Gayri" Müslim, anlı şanlı bir gitarist ile başlıyoruz. 6-7 Eylül felaketini daha henüz sekiz yaşındayken komşu evindeki bir gardırobun içine saklanarak yaşayan Efrahim'in, bir türlü o karan­lık dolaptan çıkarılamayan eğri büğrü yaşamı...

  •  İkinci öyküde eski, yıllanmış bir meyhaneden içeriye eski Maarif Nazırı Hasan Ali Yücel ile Nazım Hikmet kol kola giriyorlar. Masa­lar hınca/hınç dolu. İçeride kimler yok ki... Süleyman'dan Yusuf Atılgan'a kadar, hepsi bir arada... Kısacası, tuhaf bir öykü; düşün­cenin ve gülücüklü duyarlılığın dibi tutmak üzere...

  • Hemen arka sayfada genç bir felsefe öğrencisi, yedek subay öğret­men olarak büyük kenti ardında bırakıyor, köy yollarına düşüyor ve orada, gözleri görmeyen Marks'ı Almancasından, Sartre'ı Fransızcasından "tefekkür eyleyen" katkısız/katışıksız bir halk filozofu ile karşılaşıyor. Öğretmenimiz şaşkın ama inatçı mı, inatçı.

 

  • Son öyküde de akşamın bir vakti işinden yorgun argın çıktıktan sonra bir koltuk- meyhanesine sığınan kahramanımızın, rakı kadeh­leri arasında yaşayan insanlardan aldığı dersin anatomisi... Merak­lı mı? Pek belli değil. Acı mı? Hayır, acımtırak...

 

  • Merak, sorgulama, sağlama, doğrulama... Sonra yeniden merak, sorgulama, falan... Bu bir kısır döngü müdür? Hayır, aydınlanma­ya uzanan o dar ve meşakkatli yolun ta kendisi... En kısa adresi.
Cumartesi, 02 Ocak 2021 06:53

SOL SİNYAL 1. BASKI

Kitabımızın 1. baskısı kısa sürede tükenmiştir. Kitabımıza gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.

Cumartesi, 02 Ocak 2021 06:46

"SOL" SİNYAL VE BİZ

“SOL” SİNYAL VE BİZ

Faruk Haksal’ın yeni çıkan kitabının adı ““Sol” Sinyal”.

Düşünceleri yol etmiş, yollara düşünceler, sorular ekmiş bir serüven.

Başlıkta “biz” diye söz ettiğim de kocaman bir grup. Pek çok ortak noktamız var çünkü. Kaygılarımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, eğlenme biçimlerimiz, umutlarımız, yediğimiz içtiğimiz benziyor birbirine.

Hayat karşılaşmalarla dolu. Şimdi de bir “sol sinyal’le” karşılaştık işte! Bu kitap üzerine söylenebilecek çokça söz var. Ancak yazarla söyleşi dizilerinin başlayacağı bu dönemde; kitapla ilgili ve belki de daha doğrusu kitabın muhatapları olarak bizlerle ilgili birkaç cümle...

Her birimiz hayatı daha güzel, daha anlamlı yaşamanın peşindeyiz. Bunun için bulduğumuz yollar var kendimizce… Hepimizin ortak olarak yürüdüğü yollar da var: hepimiz paranın peşindeyiz mesela. Hayat böyle! Ancak her birimiz hayatımıza ne kadar düşünce, bilgi girerse; ne kadar sanatla, bilimle, felsefeyle karşılaşırsak o kadar kendimizi daha iyi hissettiğimizi biliyoruz. Kendimizi iyi, güzel…insan hissetmek ne kadar önemli. İşte o yüzden hayatlarımızı iyi dostlarla, yeni fikirlerle, yeni birlikteliklerle zenginleştirmeye çalışıyoruz. Hayatımızı zenginleştirmemiz gerekiyor, yaşadık diyebilmemiz için. Hayata duyduğumuz saygıdan, kendimizin bu biricik yaşamına duyduğumuz saygıdan zenginleştirmemiz gerekiyor hayatlarımızı.

Akbük’de yazıldı “Sol Sinyal”. Biz sokaklarında yürürken, kafelerinde sohbetler ederken, işlerimizi çözmek için birileri ile anlaşmalar yapmaya çalışırken… Faruk Haksal bir yol serüveni yazdı: “Sol” sinyal.

Faruk Haksal, Oğuz Atay’ın kendisine söylediği gibi bir “yaşam milyoneri”. Hiç durmamış hayatı boyunca, hayat bohçasına kendi emeğiyle var ettiği yaşantıları doldura doldura gelmiş bugüne kadar. İşte o yüzden de kitabından yaşantılar, düşünceler, tartışmalar, sorular sızıyor.

Şimdi “Sol Sinyal” karşımızda duruyor. Sohbetlerimizi, sorularımızı… yaşamımızı zenginleştirmek için bir karşılaşma bu. Çünkü bir “yaşam milyoneri” tarafından yazılmış.

SELÇUK ATALAY

Cumartesi, 02 Ocak 2021 06:39

"SOL" SİNYAL

“SOL”  SİNYAL

Okumaya başladığımda elimden düşüremediğim yapıtlar olmuştur.  Durgun Don, Ana, Bereketli Topraklar üstünde, Kızıl Kayalar bunlardan birkaçı.  Kadim dostum Av. Faruk Haksal’ın kaleme aldığı “Sol” Sinyal, Kerem/Kerim’in karavan yolculuğuyla peşinden alıp sürüklüyor, okuyucuyu.

“Sol” Sinyal bir otobiyografik roman.  BATI’ya doğru yapılmış karavan yolculuğu, gerçekte “betonlaşmış bir toplum hayatı içinde yaşamaya razı olamayan” yazarımızın; çelişkiler, hayal kırıklıkları, bitmek tükenmek bilmeyen mücadele azmi ile dolu ve de henüz sonlanmamış hayat öyküsüdür.  “Değerlerin, düşüncelerin, duyarlılıkların oluşturduğu çizgide tek başına”dır; birlikte yaşadığı insanların “standart bir düzen içinde sürdürmeye çalıştıkları” yaşamı eleştirmekte, “ama onlarsız edememekte, onlar gibi yaşamaktan vazgeçememektedir.”

Kerem’in; “ölümün kıyısında kurulmuş bir diktatörlük” olarak nitelendirdiği standart yaşam biçimine karşı alternatif gördüğü ve içinde bir hayli canla başla uğraş verdiği 68’li yılların devrimci mücadelesi hayal kırıklıkları ve tutarsızlıklarla doludur.  İçinde bulunduğumuz ortam açısından da uyarıcı nitelikte bir sonuca ulaşır, Kerem: “...her türlü kişisel mesele devrim sonrası kurulacak düzene ciro edilemezdi....tam bağımsız Türkiye’yi ancak birey olarak kendi bağımsızlıklarını inşa etmiş insanlar kurabilirdi.”

Yapıtta sıkça yer alan cinsellik konusunda da kalınca bir örtüyü aralama çabası içindedir, yazarımız. O’na göre;”İnsanların çok büyük kısmı toplum içinde cinselliklerini yok sayarak yaşarlar, ama gerçekte hormonlarının egemenliği altında inim inim inlerler.”

Yapıtın sürükleyiciliğini sağlayan diğer bir etken de; seçkin sözcükler, renkli espriler ve sürükleyici bir kurgunun oluşturduğu anlatım zenginliğidir.  O anlatım sihri olmasa, okuyucu bazen sayfalar boyunca süren iç çekişler/iç hesaplaşmalardan bıkar, okumaktan vazgeçer. Gerçekte bu kusursuz anlatım bir sihrin eseri değil, “benim hayatımı zehir eden sabıkalı kişiler” olarak nitelendirdiği Vladimir Lenin, Jean-Paul Sartre, Franz Kafka, John Maynard Keynes, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Mahmut Esat Bozkurt, Friedrich Nietzsche, Ömer Hayyam, George Wilhelm Friedrich Hegel gibi değerlerin yer aldığı yoğun bir felsefe ve edebiyat eğitimidir.

“Sol” Sinyal, 70’li yıllarda başladığım edebiyat öğretmenliğime denk gelseydi, onu tüm öğrencilerime değil önermek, okumaya mecbur tutardım.  Hayatın başındaki bu insanlar için bu yapıtta hayata dair, politikaya dair, geleceğe dair nice uyarıcı/öğretici dersler vardır.

GÜNDÜZ MURGUL

Cuma, 01 Ocak 2021 20:34

SOL SİNYAL 1. BASKI...

Sol Sinyal Kitap

Bay Editör istediği kadar bu dağınıklığı toparlamaya çalışsın, beceremeyecek. Bu iki yoldaşın öznel yaşamlarını gerçeğin merkezine yerleştirmeye çalışırken içine düştükleri kaosu olduğu gibi; sakınmadan ve eksiltmeden yansıtmalarına bir türlü engel olamadı, olamayacak.

Çünkü, okumakta olduğunuz bu sorgulama kılavuzu, onların varoluşlarının mütemmim cüzü. Bay Editör çok istiyorsa, kendi geçsin klavyenin başına... [Müştereken böyle düşünüyorlar] Okuyucuya en hoş gelen satırların altını çizsin ve sadece altı çizilmiş o satırları yayınlasın matbaasında, dilediği kadar para şan/şöhret/rozet edinsin, kendisi bilir.

Oysa Kerem ve Kerim sadece kendi yaşamlarının çaprazlama gerçeğini, Doğu'da atan kalpleri ile Batı'yı seyreyleyen akıllarının tam orta yerinde dip tutan kişiliklerini sorgulamak için başvurdular bu satırlara. Sorgulayıp biraz daha anlayabilmek için yaşamlarını, o yaşama söz geçirebilmek için, Yaşamaya Dair yani... Koca Nazım Hikmet misali, hani/ yani/ mesela diyorlar ya, tıpkı onun gibi...

 

(Tanıtım Bülteninden)

KİTABI ALMAK İÇİN....

İDEFİX

DR.COM.TR

KİTAP YURDU

KIRMIZI KEDİ

BKM KİTAP

HEPSİ BURADA

KİTAP SEPETİ

Cuma, 01 Ocak 2021 20:06

SOL SİNYAL 2. BASKI...

SOL SİNYAL

Bu kitabın içeriğinde gezinen öykü, kimilerinin sandığı gibi klasik bir otobiyografi çiziktirmesi değildir.

Yaşam parçacıklarını duygusal bağlarla [kendiliğinden] birbirine bağlayarak yakın ve uzak geçmişimize uzanan bir yolculuk… Doğu ve Batı arasına sıkışmış ortak kültür mirasımıza ait siyaset-bireysellik-felsefe-yaşama-[tutku] ve coşkusunun oluşturduğu ağır-aksak süregelen bir hayat meşgalesinin öyküsüdür.

Dörtyüz küsur sayfaya ulaşmış kalabalık yükü ile bu kitabı okuyan-okumayan herkese karşı yapılmış bir sorgulama çağrısıdır.

Doç. Dr. Sevim Serdiner

“Sol” Sinyal” düşüncelerini yol etmiş, yollara düşünceler, sorular ekmiş bir serüven…

Faruk Haksal, Oğuz Atay’ın kendisine söylediği gibi bir “yaşam milyoneri”… Hiç durmamış hayatı boyunca, hayat bohçasına kendi emeğiyle var ettiği yaşantıları doldura doldura gelmiş bugüne kadar. İşte o yüzden de kitabından yaşantılar, düşünceler, tartışmalar, sorular sızıyor.

Dr. Selçuk Atalay

Kahramanımız Kerem’in; “ölümün kıyısında kurulmuş bir diktatörlük” olarak nitelendirdiği standart yaşam biçimine karşı alternatif gördüğü ve içinde canla başla uğraş verdiği 68’li yılların devrimci mücadelesi hayal kırıklıkları ve tutarsızlıklarla [da] doludur. İçinde bulunduğumuz ortam açısından uyarıcı nitelikte bir sonuca ulaşır Kerem: “…her türlü kişisel mesele devrim sonrası kurulacak düzene ciro edilemezdi… Tam bağımsız bir ülkeyi ancak birey olarak kendi bağımsız kişiliklerini inşa etmiş insanlar kurabilirdi.”

Yapıtın sürükleyiciliğini sağlayan diğer bir etken de; seçkin sözcükler, renkli espriler ve sürükleyici bir kurgunun oluşturduğu anlatım zenginliğidir. Gerçekte bu kusursuz anlatım bir sihrin eseri değil, yazarın “benim hayatımı zehreden sabıkalı kişiler” olarak nitelendirdiği birçok yazar, düşünür ve filozofun yükünün sırtlanıldığı yoğun bir felsefe ve edebiyat birikiminin sonucudur.

Gündüz Murgul

KİTABI ALMAK İÇİN....

İDEFİX

DR.COM.TR

KİTAP YURDU

KIRMIZI KEDİ

BKM KİTAP

HEPSİ BURADA

KİTAP SEPETİ

SANKİ İKİ MEYHANE BİTİRMİŞTİLER… 

 

  • "Gayri" Müslim, anlı şanlı bir gitarist ile başlıyoruz. 6-7 Eylül felaketini daha henüz sekiz yaşındayken komşu evindeki bir gardırobun içine saklanarak yaşayan Efrahim'in, bir türlü o karan­lık dolaptan çıkarılamayan eğri büğrü yaşamı...

 

  •  İkinci öyküde eski, yıllanmış bir meyhaneden içeriye eski Maarif Nazırı Hasan Ali Yücel ile Nazım Hikmet kol kola giriyorlar. Masa­lar hınca/hınç dolu. İçeride kimler yok ki... Süleyman'dan Yusuf Atılgan'a kadar, hepsi bir arada... Kısacası, tuhaf bir öykü; düşün­cenin ve gülücüklü duyarlılığın dibi tutmak üzere...

  • Hemen arka sayfada genç bir felsefe öğrencisi, yedek subay öğret­men olarak büyük kenti ardında bırakıyor, köy yollarına düşüyor ve orada, gözleri görmeyen Marks'ı Almancasından, Sartre'ı Fransızcasından "tefekkür eyleyen" katkısız/katışıksız bir halk filozofu ile karşılaşıyor. Öğretmenimiz şaşkın ama inatçı mı, inatçı.

 

  • Son öyküde de akşamın bir vakti işinden yorgun argın çıktıktan sonra bir koltuk- meyhanesine sığınan kahramanımızın, rakı kadeh­leri arasında yaşayan insanlardan aldığı dersin anatomisi... Merak­lı mı? Pek belli değil. Acı mı? Hayır, acımtırak...

  • Merak, sorgulama, sağlama, doğrulama... Sonra yeniden merak, sorgulama, falan... Bu bir kısır döngü müdür? Hayır, aydınlanma­ya uzanan o dar ve meşakkatli yolun ta kendisi... En kısa adresi.

   

KİTABI ALMAK İÇİN....

PERSEUS YAYINEVİ

KİTAP SEÇ

KİTAP 365

 

Salı, 29 Aralık 2020 14:26

SOL SİNYAL'DEN KISA ALINTI [3]

"... Hayatı bitmek tükenmek bilmez bir devinme içinde geçiyordu. 

Şu kentte, şu tarihte, şu doğumevinde doğmuştu, ama ona yetmiyordu.  Sürekli olarak yeniden doğmaya çalışıyor; eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapma uğraşı ile kendisini telef ediyor, betimlenmesi zor hazlar içinde yüzüp duruyordu.

Kendi yazgısına ters düştüğüne aldırmıyor, yaşadığı ülkenin yazgısını kurcalayıp duruyordu. Sokakların, meydanların dehşet verici boşluğu canını acıtıyordu.  Bu sessiz kalabalıklar iki lokma ekmek kırıntısına razı olup nasıl da kendilerini bitmez tükenmez işlerin, batasıca kentlerinin ve kapılarında isimleri yazan apartman dairelerinin arasına tutsak etmişlerdi.  İnsanların bir kısmı bir lokma bir hırka karşılığında teslim olmuş, diğer bir kısım ise, gelecek hesaplarının arasına gömmüştü kendilerini.  Ama ortak olan bir şey vardı: Her iki kesim de yaşamayı unutmuştu.  Kısa çöpün uzundan hakkını talep etme niyeti yoktu.  Bu talep, bilinçli bir strateji sonunda ve ikinci bir emre kadar gündemden kaldırılmıştı.  Oysa Kerem bu dünyaya yaşamaya gelmişti, hesap yapmaya değil.  Bir lokma bir hırka felsefesi ile dövüşmeye gelmişti.  Kavganın tek bir hedefi vardı: Yaşamak! Yaşamaya giden her yol dönüp dolaşıp yaşamaya çıkıyordu.  Makyavel sadece bu konuda haklı olabilirdi!.." 

Faruk Haksal

Page 1 of 2